Detail

Title: Kuzeyli Annem ISBN:
· Paperback 152 pages
Genre: Roman, European Literature, French Literature

Kuzeyli Annem

Published September 8th 2017 by Yapı Kredi Yayınları (first published September 30th 2015), Paperback 152 pages

"Küçüklüğümde ne zaman bir şeyler yazsam ya da bir resim yapsam, iyi olmuş mu diye anneme sorma ihtiyacı duyardım. Ondan icazet almam şarttı.

Kendisi hakkında yazmamla ilgili bugün ne düşünürdü acaba?

Tedirginim, belki de kitabı sevmeyecek. Alkolik kocasından bahsedilmesinden gına gelmiş olmalı. Ketum ve çekingen olan kendisinden, hayali hastalıklarından, kederinden bahsedilmesini istemiyordur.

Satır aralarını okumayı bilecek, bu kitabın bir ilanı aşk olduğunu, öğretmenimizin Anneler Günü için dikte ettiği övgü sözleri hariç, onu sevdiğimi asla söylemeyen benim hatamı telafi ettiğimi anlayabilecek mi?

Bunları onu yeniden yaşatmak için yazdığımı anlayabilecek mi? Çünkü onu özlediğimi."

Jean-Louis Fournier’den yeni bir aile anlatısı daha.
“Kuzeyli Annem” tıpkı diğer Fournier kitapları gibi: sade, şiirsel ve sarsıcı...

User Reviews

A. Raca

Rating: really liked it
"Çünkü yaşlandım. Gangsterler son vurgunlarının ardından daima annelerine sığınırlar."

Yaa çok güzeldi 🥺


Leylak Dalı

Rating: really liked it
Bunu da okuyarak Fournier külliyatını tamamlamış ve bütün aileyi de tanımış olduk. Hiçbiri "Nereye Gidiyoruz Baba?" kadar çarpmadı tabii. "Kuzeyli Annem" sanki bir görevi yeine getirmek için yazılmış gibiydi ama yine de yazarın zekice cümlelerini okumak güzeldi...


Metin Yılmaz

Rating: really liked it
Yeni bir yazar daha keşfetmek çok güzel. Yeni bir dünya keşfetmek gibi. Düşünsenize okuyabileceğiniz daha bir sürü kitabı olan enfes bir dünya!

Yazarın okuduğum ilk kitabı ve asla son olmayacak. Çok duygu yüklü bir kitap. Hem çok beğendim hem duygulandım hem de sürüklenerek okudum.

Diğer bir kitabına geçmek için sabırsızlandığım ender yazarlar arasında yerini aldı.


Renklikalem

Rating: really liked it
Yayınevi tarafından roman olarak basılsa da (Bu yazarın bilinçli tercihi miydi veya aslında herhangi bir tür belirtmeksizin mi yazdı bilmiyorum) daha çok anlatı türüne yakın duruyor Kuzeyli Annem.

Yazar Jean-Louis Fournier çocukluğundan kalan anılarını, yetişkin dönemlerinde ailesiyle yaptığı sohbetlerden edindiği bilgilerle birleştirerek annesini ve bir parça da geniş ailesini anlatıyor. Bu aile anlatısı üzerinden ebeveynliğe, çocuk olmaya, yalnızlığa, yaşlanmaya dair küçük ama çok etkileyici tespitler yapıyor. Kitaptaki anı parçalarının arasında fotoğraf tasvirleri olduğunu anladığımız kısımlar ve bir de yazarın ve kardeşlerinin çocuklarının büyükanneleriyle aralarında geçen konuşmaları, anıları aktardığı kısımlar var.

Bana biraz (Konu olarak çok farklı olsalar da) Vigdis Hjorth’un Miras kitabini, biraz da belki cesurca yazılmış bir çocukluk anlatısı olduğu için (Bu sefer de hacim olarak çok farklı olsalar da diye belirtmeliyim sanırım!) Karl Ove’nin Kavgam serisini hatırlattı. Tabii özünde tamamen farklı metinler; bahsettiğim tamamen kişisel, bu metinleri okurken bende benzer hisleri uyandırmasıyla alakalı.

Hacminden, kolay okunurluğundan, yalın dilinden beklenmeyecek bir duygu yükü var kitabın. Dolayısıyla ince bir edebiyat işçiliği barındıran bu kitabı mutlaka okumanızı tavsiye ederim.

Yazarın Türkçe’ye çevrilen diğer kitapları da @yapikrediyayinlari çatısı altında toplanmış. Basılır basılmaz hızla tükenen bu kitapları bulduğunuzda kaçırmamakta ve kitaplığınıza kazandırmakta fayda var:)


Ceyda

Rating: really liked it


“Edebiyat öğretmeni annemin Kuzeyli Annem’in müsveddelerini düzelttiğini hayal ediyorum.Bana ne not verirdi ?
Tedirginim, belki de kitabı sevmeyecek.Alkolik kocasından bahsedilmesinden gına gelmiş olmalı.Ketum ve çekingen olan kendisinden,hayali hastalıklarından, kederinden bahsedilmesini istemiyordur.Abarttığımı söyleyecek.Ve son olarak, bir anne için yazar olan bir oğula sahip olmak armağan değil diyecek içinden.
Kendisini yücelttiğim için beni suçlayacak mı? Satır aralarını okumaya bilecek,bu kitabın bir ilanı aşk olduğunu,öğretmenimizin Anneler Günü için dikte ettiği övgü sözleri hariç, onu sevdiğimi asla söylemeyen benim hatamı telafi ettiğimi anlayabilecek mi ?
Bunları onu yeniden yaşatmak için yazdığımı anlayabilecek mi ?
Çünkü onu özlediğimi.”🤍


Emre

Rating: really liked it

"Annemden hiç bahsetmedim. Mercek altına almadığım tek kişi o.

Peki neden şimdi? Çünkü yaşlandım. Gangsterler son vurgunlarının ardından daima annelerine sığınırlar." Sf:9

"Benim için bir çocuğun başına gelebilecek en kötü şey, annesini kaybetmekti. Babası o kadar mühim değildi." Sf:44

"Annem Saint-Joseph Enstitüsü'ne telefonla haber verdi. Fournierlerin çocukları bugün okula gelemeyecek, babaları aniden beyin kanamasından öldü.

Annem ahizeyi yerine koyarken, telefonda ders zilinin çalışını duyduğumu hatırlıyorum.

Keyfimiz yerindeydi, bir gün izinliydik." Sf:77

"Bir gece ışık yüzünden apar topar uyandım. Annem mantosunu giymiş, başucumda duruyordu.

Bana vedaya gelmiş, görüşürüz demeye değil.

Anlayamıyordum, tam olarak uyanamamıştım.

Annem bana artık sonun geldiğini anlattı. Ölmeye gidiyordu. Annemin bir haftadır beyninde bir tümör olduğundan bahsettiğini o zaman hatırladım. Ne cevap vereceğimi bilemiyordum, teselli edecek bir söz bulamıyordum. Sonunda sordum: 'Neden burada ölmüyorsun anne?'

O zaman şöyle nazik bir cevap verdi: 'Hayır, başka bir yerde ölmeyi tercih ederim, sizi rahatsız etmek istemiyorum...'

Sesleri duyan cici anne sabahlığıyla geldi. Kızının üstünde manto olduğunu fark etti, onu tekrar yatmaya ikna etti, 'Acelesi yok, daha sonra ölürsün, bu arada onun da uyuması lazım, yarın okulu var.'

Biraz bocalayan annem odasına döndü. Ben anında yeniden uykuya daldım.

Güzel rüyalar görmeye çalıştım." Sf:87

"Benim adıma fedakarlık yapılmasından bıktım usandım, daha önce İsa yapmıştı bunu. Bizim günahlarımızı üstlenmek için. İsa'dan hiçbir şey istememiştik ki biz. Günahlarımızı üstlenmek istediyse, bu onun bileceği iş." Sf:92

"Bizim evin karşısındaki valiliğin eski bahçe duvarı duruyor, babamızın arabasından çıkamayıp pek çok geceyi üstünde horlayarak geçirdiği bir duvar.

Annem suskundu. Hayatının en zor on yılını burada yaşamıştı, babamın son on yılını.

Arabayı park ettim, evi yakından görmek için çıktım. Annem inmek istemedi, arabada kaldı, dalgındı.

Yeterince görmüştü." Sf:131

"Annem seksen yaşında, artık korkmuyor, her halükarda korkunun sözünü etmiyor.

Kırk yıl önce tetanos olmaktan, beynindeki tümörlerden, veremden, her nevi hayali hastalıktan huzursuz olurdu. Şimdi haklı olarak endişelenmesi gerekirken endişelenmiyor. Kalça ameliyatı olacak.

Oraya tek başına gitti. Küçük bir asker gibi. Tıpkı suni deriden valiziyle doğum yapmaya gidişi gibi.

Babam onunla beraber gitmemişti. Bu defa iyi bir mazereti vardı, ölmüştü." Sf:135

"Kız kardeşimin kocası bana haber verdiğinde, annemin acı çekip çekmediğini sordum.

Acı çekmemiş.

Acı çekecek olan bizlerdik." Sf:143


Sgrtkn

Rating: really liked it
"Anneme yaptığı kötülük için Tanrı'yı asla bağışlamayacağım."


Josefina Wagner

Rating: really liked it
Guzel bir anlatim fazlalik yok kesinlikle.Olmasi gerektigi gibi özlu ve kisa. Aile iliskileri her zaman biraz karisik ve puruzludur ister istemez beklentilerimizi yansitir hep. Yine de oldukca anlamli bir anlati burda ki. Aslinda dramatik olsada yine bir sekilde komik hale getirmis bazi olaylarla durumu.Yazarin diger iki kitabini da okumak istiyorum kisa zamanda.


emre

Rating: really liked it
Allah'ım bu nasıl bir kitaptı böyle... Tatlı bir tesadüf eseri başladım kütüphanede, yolun sonunda içimde öyle yerleri dokunulmuş, öyle sayfaları açılmış buldum ki. "Saklı köşem" bu denli açılmayalı epey olmuştu. Yazarla yolculuğumuz devam edecek, bu tanışma için de teşekkürü borç bilirim sevgili A.E. :)


Hulyacln

Rating: really liked it
‘İnsanların yaşıyla her zaman sorunum olmuştur. Zamanın sadece geçtiğini, durmadığını unutuyorum, insan ancak sonradan, bıraktığı izlerden anlıyor zamanı.’
.
Jean-Louis Fournier bu sefer annesini anlatıyor. Alkolik babası ile evliliklerini, nasıl bir anne olduğunu, nelerden hoşlanıp nelerden çekindiğini. Her zamanki gibi kemiksiz bir anlatımla.
Marie-Thérèse’nin (yazarın annesi) yaşadığı tüm zorluklara rağmen sanattan, kitaplardan kopmaması ise en etkilendiğim yanı oldu.
.
Bir alıntı daha:
‘Annemden hiç bahsetmedim. Mercek altına almadığım tek kişi o. Peki neden şimdi? Çünkü yaşlandım. Gangsterler son vurgunlarının ardından daima annelerine sığınırlar.’
Galiba çoğumuz öyleyiz, dayanamadığımız-artık yükleri taşıyamadığımız noktada ağzımızdan aynı kelime dökülüyor: Anne!
.
Aysel Bora çevirisiyle ~


Asude

Rating: really liked it
iyice dinleyince anladim. annem bizi uyandirmamak icin yorganin altinda sessizce agliyordu.
once onun kabus ya da kotu bir ruya gordugunu dusundum ama devam edince, gercekten de agladigini anladim. bir tek ben duymustum, kardeslerim uyuyordu.
normalde cocuklar aglar, yetiskinler degil. hele anneler hic, onlar aglayan cocuklarini avutmak icin gelmislerdir dunyaya.
burada roller tersine cevrilmisti. tersine bir dunyaydi.
bir an kalkip onu teselli etmeyi dusundum.
cesaret edemedim. ustune cektigi yorganin altinda sessizce agliyorsa, saklaniyor demekti. agladigi duyulsun istemiyordu.
bu bir kabus degildi, bu sona erecek kotu bir ruya degildi.
hayati kotu bir ruya oldugu icin agliyordu o. elimden bir sey gelmezdi.


Isil

Rating: really liked it
Okurken annem Ada’ya bakmaya gelmişti. Her bölümünde gidip anneme sarıldım.


Zeynep Karaca

Rating: really liked it
yazarın kendi annesini anlattığı çok kişisel bir kitap aslında ama diğer yandan dünyanın her yerinde hikayeyi tanıdık bulanlar olacaktır. bir not: bir kuşak için hikayenin 'anadolulu annem' versiyonunda işler biraz daha kötü gidiyor.


Susana P.

Rating: really liked it
Un portrait qui m'a bouleversé car on ressent l'admiration, l'amour et la grande pudeur qui semblent avoir guidé l'auteur dans son récit. La narration, qui alterne entre évocation de quelques photos et souvenirs donne une légèreté au texte, de même que les savoureux intitulés de chapitres, ou le titre même du livre. Pourtant en quelques lignes il m'a fait frissonner et m'a serré la gorge à de multiples reprises. Le ton de l'auteur semble si désinvolte et pourtant il se dégage une grande émotion de ce court texte. Et je le crois lorsqu'il écrit qu'il a ecrit ce texte parce que sa mère lui manquait et pas seulement parce qu'il lui fallait un nouveau matériel de fiction.


Hatice Kübra Özbek

Rating: really liked it
"Annem cennete inanmazdı, mutluluğa inanırdı. Çoğu zaman ellerinin arasından kayıp giden ve romatizmalı parmaklarıyla tutmakta çok zorlandığı bir mutluluk."

Fransız yazarın mutluluğu bulamamış bulsa da yansıtamamış annesinin sayfalarla hayat bulmuş öyküsü.