Otopsim
Published January 2019 by Yapı Kredi Yayınları, Paperback 128 pages
Daha ziyade aile anlatılarıyla tanıdığımız Jean-Louis Fournier bu kez otopsi masasına kendisini yatırıyor: Aşkları, eşi, iş yaşamı ve iz bırakmış anıları… “Otopsim” konusu, dili ve Fournier’nin olmazsa olmaz mizah anlayışı gereği onun başyapıtlarından biri olmaya aday.
Hey! Buraya bakın!
Mösyö Fournier öldü.
Ama hissetmeye, hatırlamaya ve anlatmaya devam ediyor.
Cesedi otopsi masasında.
Hâlâ yakışıklı.
Üstelik mizah anlayışından da hiçbir şey kaybetmemiş.
User Reviews
Rating: really liked it
"Varolmak için daima başkalarına ihtiyaç duydum. Kişilik bölünmesinden rahatsızdım. Kendimi kendi içimde, artık tanımaz olduğum bir bende kaybolmuş buluyordum. Bedenim artık bana ait olmaktan çıkmış gibi oluyordu. Çok kısa sürüyordu dehşet verici biçimde nahoş bir histi. "
Yine acı çektim :(
Rating: really liked it
‘Hayatımı aşık olmakla geçirdim. Yüreğim daha düne kadar iş görüyordu. Yepyeni maceralara her zaman hazırdı.
Sevmek fiilinin çekiminde kimse beni yenemezdi. Bütün zamanlar, şimdiki zaman, geçmiş, gelecek zaman. Bütün kipler. Heyhat, emir kipi hariç.’
.
Düşünün: Öldünüz ve bedeninizin toprak altında kalmasındansa bir faydası olsun diye bilime bağışladınız onca sene içinde yaşadığınız bedeni. Sonra bir tıp öğrencisi gelip sizi incelemeye başladı. Neler olurdu devamında?
Fournier bu noktada anlatmaya başlıyor. Öğrencinin ellerindeki bedeni yavaş yavaş incelenip kesilip biçilirken hayatını da masaya yatırıyor. Mizaha olan sevgisi, güzelliğe olan tutkusundan örnekler verirken; ‘bir hayat nasıl olmalı’ diye de soruyor sanki.
Doya doya yaşamanın, başkalarının ayak izlerine basmadan kendi ayak izlerini bırakmanın nasıl da hafiflettiğini rahatlatıcı ol.
.
Jean Louis Fournier okumak bana iyi geliyor, bunu diyebileceğim çok az yazar var. Okuduğum dördüncü kitabı Otopsim de şaşırtmadı. Yazarın bendeki etkisini şöyle özetleyebilirim: Empatiden öte yazdıklarını başıma gelmişçesine yorumlamaya başlıyorum onu okudukça. Engelli çocuklarından mı bahsediyor, eşini kaybetmekten mi bahsediyor, hemen özne ben oluveriyorum. Üzülüyor, şaşırıyor hatta tökezliyorum.
.
Velhasıl yazarı pek seviyor size de Otopsim dahil her eserini canıgönülden öneriyorum😊
.
Aysel Bora çevirisi, Nahide Dikel kapak tasarımıyla ~
Rating: really liked it
Yazarın diğer kitaplarını okumuş biri olarak sevemedim ve buna üzüldüm çünkü gerçekten sevdiğim bir yazar kendi hayatını (annesi,babası, çocukları ve karısı) anlatırken bizi üzüyor ve güldürüyordu ama bu kitabında hiçbir şey hissedemedim düz bir şekilde okudum ve bitti :(
Rating: really liked it
Fournier tarzı bir Fournier kitabı daha! Oldukça kısa hatta bir saat içinde bitebilecek kadar kısa ama etkisi uzun zaman kalabilecek bir kitap. Bir süredir baskısı yoktu ve hiç bir yerde bulamıyordum. Taksim’de Yapı Kredi Kültür Sanat’a gittiğimde buldum ve çok mutlu oldum. Bir yazar keşfetmiş olmanın mutluluğu ve olmayan kitabını bulmanın mutlulukları birleşmiş oldu.
Yapı Kredi Yayınlarında görev yapan bir arkadaş ile yaptığımız kısa sohbet sonrasında bir yazar daha kazandım sanırım. Fındık Kabuğu adlı kitabın yazarı Ian McEwan. Temmuz ayı okuma listeme aldım bile. Bakalım Fournier’ı keşfetmek kadar güzel olacak mı?
Haziran ayı güzel bir okuma ayı oldu. Hem istediklerimi okuyabildim hem de okumaya oldukça geniş bir zaman bulabildim. Temmuz ayı da umuyorum böyle olur.
İyş okumalar.
Rating: really liked it
“Mizah benim için, kontrollü bir kaçış yolu, bir ağrı kesici, dayanılmaz olana meydan okuma, sol gösterip sağ vurma, iki tarafı keskin bir bıçak, bir deterjandı.Tıpkı termoliz gibi temizliyor, pislikleri yakıyor, lekeleri, önyargıları, kinleri ve buruklukları siliyor.
Wolinski şöyle yazmış: "Gülmek bir insandan diğerine giden en kısa yoldur." Ben bir erkekten kadına diye ekleyeceğim.
Karım Sylvie belki de onu güldürdüğüm içim bana kırk yıl tahammül etti.
Daha sonra kitaplarımda her şeye gülmeye çalıştım.
Gramere, babamın alkol düşkünlüğüne, annemin hastalık hastalığına, engelli çocuklarıma, yaşlılığıma ve ölümüme gülmek istedim...”
Rating: really liked it
Yazardan okuduğum 3. kitap ve içlerinde en az sevdiğim kitap oldu. Benim az beğenmiş olmam kitabın kötü olduğu anlamına gelmesin. İçerisinde harika ressamlara, tablolara, müzisyenlere ve sanat ürünlerine referans vardı. Yazarın bilgi ve sanat birikimine hayran kaldım. Sıradaki kitabı olarak çocuklarını anlattığı Nereye Gidiyoruz Baba’yı okuyacağım.
Puanım 3,5!
Rating: really liked it
Envie de découvrir les aventures d'un vieillard libidineux et égocentrique?
Rating: really liked it
Çok da komik olmayan, bütünlük arz etmeyen, okuru zorlama mizah ile yoran ve anlam teşkil etmeyen bir kısa kitap. Yanlış zamanda okunduğu takdirde yazara küstürme potansiyeline sahip. Yazarla tanışma kitabınız olmamasına özen gösterin uyarımı yapar çekilirim, pek beğenmedim ben.
Rating: really liked it
Yazarın en az sevdiğim kitabı oldu ne yazık ki.
Rating: really liked it
Iyi ki okumusum! Yazarin tum kitaplarini okuyacagim!
Rating: really liked it
"Keder fotojeniktir."
Rating: really liked it
Chronique complète ici : https://www.ramona-lisa-reads.com/sin...
Un des meilleurs livres de cette rentrée littérature. C'est drôle, intime, cynique, cinglant. J'ai envie de lire tous ses autres romans.
Rating: really liked it
J'ai mis un temps infini à lire ce petit roman ... J'ai levé les yeux au ciel un nombre incalculable de fois ! Ce livre égocentré et sans intérêt... L'humour et les jeux de mots d'une facilité ... Je n'en pouvais plus de suivre l'auteur obnubilé qu'il est par les jolies filles et son propre nombril ! Je pense que ce livre n'est absolument pas fait pour moi.
Rating: really liked it
Yazarın en az sevdiğim kitabı oldu ne yazık ki.
Rating: really liked it
Jean - Louis Fournier ile tanıştığım ilk kitap oldu. Yazarın yarı kurgu yarı gerçek kısa hikayelerle oluşturduğu otobiyografik mizahi bir roman. Ölüm temasına mizahi bir yaklaşım olan bu kitapta bir kadavra olarak halinde kendi otopsisinden bahsediyor. Normalden daha fazla ben merkezli, kendini övdüğü kadar kendini eleştirebilen bir yazıydı. ( Yazar kitapta Francis Facabia'nın bir alıntısıyla şöyle diyor: ''Başkalarında beni en fazla ilgilendiren şey, benim.'' -Bu cümle bana cuk oturuyor.) Okuması keyifli, eğlenceliydi. Yazarın diğer kitaplarını da fragmanlar halinde tadımlık reklamlarla öğreniyorsunuz. Özellikle Son Siyah Saçım ve Nereye Gidiyoruz Baba kitaplarını da okuma listeme ekleyeceğim.